23 Ekim 2008 Perşembe

ANKARADA YEĞENİM MURAT YILMAZIN DÜĞÜNÜ VE TEK TORUNUM YAĞIZ ALP'LE 3 GÜNÜM...

17 ekim 2008 günü ankara Etlik düğün salonunda yeğenim Murat'ın düğününe gideceğiz .Ankara'ya gece geldim ve Tuncay beni terminalden alarak eve geldik. Yağız beni görünce ne nazlar yaptı bilmezsiniz. Sonra gece yatana kadar onunla çocuk oldum bende . Sabah biraz geç kalktım ve bir yürüyüş mahiyeti pazarı gezdik birkaç eksik alarak eve geldik. Akşam üzeri biraz bişeyler atıştırdık bu arada Yağızda yedikleri üzerine azda meyve yemesi için adeta yalvardık ama meyve yememek için ekşi erik gibi nasılda bize baktığını görüyorsunuz işte.















İşte düğüne gidiyoruz diyincede bizden önce hazırlanmayı başardı. Elvankent'ten trafik sıkışıklığı nedeniyle bir saatte Etlik düğün salonuna gelebildik.

Nihayet düğün salonundaydık.Hem Trabzondan gelenler ve hemde istanbuldan gelenler derken sohbetler derken arada gençler düğünün gereklerini yapıyordu zaten. Benim torun'um Yağızda herkesten geri kalmıyordu inanın. Bu arada Ankarada oğlunun yanında kalan amcam da bizimleydi onunla sohbete koyulduk.















Daha sonra düğün faslı sona erince yine İstanbula devam edecekler ve ankarada kalacaklar olarak vedalaştık. Ben biraz rahatsız olduğum için hafta sonu dolayısıyla torunumla ankarayı gezeriz düşüncesiyle orada kaldım.
18 ekim günü hemen kızım ve damadımın evlerinin yakınında olan İsmi Adalet parkı olan parka gittik. Orada pürneşe oynıyan koşturan Yağızı seyrettim. Daha sonra Tuncay en güzeli Harikalar Diyarı ismiyle tanınan parka gidelim dedi ve öyle karar verdik.













Ama Yağızı kaydığı , yürüdüğü bu park oyuncaklarından ayırmak kolay olmadı.














Karşısında oturan çocuk büyüktü dengeyi ben sağlamaya çalışıyordum.















İşte harikalar diyarı parki ve isminide hakeder görünümdeydi.

Gerçektende isminde olduğu gibi harika bir yerdi ben böyle bir parkın olduğunu bilmiyordun ve böyle güzel olacağınıda tahmin edemiyordum.




























Bu park'ın her yerini gezmek mümkün deyildi. Bunun için birkaç gün gerekebilirdi.Bizde kolayımıza geldiği gibi masal kahramanlarının,Türk kahramanlarının sergilendikleri köşeleri gezdik.Tarkan'ın,Boğaçhan'ın, Hacivat_Karagözün yanında, Kül kedisi, Caspir,Tommiks_Kanyakçı,Nasrettin hoça,Keloğlan ve daha niceleri.
Akşam üstü yorgun argın eve döndük. Bu gün Yağız'ı hep babası omuzlarında taşıdı. Biz yorulduğumuza göre o da yorulmuştur mutlaka. Amcamı sincanda oğlunun evine getirdik ve tekrar Elvankent'e döndük.

19.ekim günü yani döneceğim gün yine Yağızla hemen evlerinin kenarında,Elvankent'in hemen içerisinde İsminin ve görünümünün bende gönül yakınlığını seslendiren BAHÇELİ PARKI'nda biraz zaman geçirdik. Küçük ama şirin bir park.









Ne kadar gezsek veya parkta oynasak bu son saatler az sonra Zonguldağa gelmek üzere hareket edeceğim. Eve döndüğümüzde Yağız yorulmuş olacakki annesi yatağına koyduğu anda hemen uyuyuverdi. Bende evden çıkmadan biraz uzunca ama burukça ona bakıp seyrettikten sonra evden ayrıldım...

3 yorum:

salih arıcı dedi ki...

selamlar salih abi bi şey soracam o parkta sende oynadın dimi inan benim içimden geldi ben olsam tadını çıkarırdım,zira biz onlar kadar şanslı çocuklar değildik.abi torunun dünya tatlısı allah bağışlasın ,düğününüz hayırlı olsun inşallah.

Kadıoğlu dedi ki...

Allah bağışlasın zeki abi, nasılda belli maşallah Güzel zonguldağımızın kestane balı ile güçlendiği :)

Kozlu Ziraat Pazarlama dedi ki...

selamunaleyküm Kadıoğlu ve Salih arıcı kardeşlerim
Her ikinizede çok teşekkür ediyorum ve herikinizede benim torunumu sevdiğiniz gibi sizede benim aynen seveceğim nice torunlar nasibeder Yaradanım diyorum...
Allaha emanet olun, çalışmalarınızda kolaylıklar, size ve yörenizdeki arıcı kardeşlerimize de KARAELMAS DİYARINDAN sevgi ve selamlar gönderiyorum...